957
Temessülün Aksâmı Muhtelifedir
Âyinede temessül, münkasım dört sûrete: Ya yalnız hüviyet, ya beraber hâsiyet, ya hüviyet hem şu'le‑i mâhiyet, ya mâhiyet, hüviyet.
Eğer misâl istersen, işte insan ve hem şems, melek ve hem kelime. Kesifin timsâlleri, âyinede oluyor birer müteharrik meyyit.
Bir rûh‑u nurânînin, kendi mir'âtlerinde timsâlleri oluyor birer hayy-ı murtabıt; aynı olmazsa eğer, gayrı dahi olmayıp,
birer nur‑u münbasit. Ger şems hayevân olaydı; olur harâreti hayatı, ziyâ onun şuûru. Şu havâssa mâliktir âyinede timsâli.
İşte budur şu esrârın miftâhı: Cebrâil hem Sidre’de, hem sûret‑i Dihye’de meclis-i Nebevî’de,
hem kim bilir kaç yerde! Azrâil’in bir ânda Allah bilir kaç yerde, rûhları kabzediyor. Peygamber’in bir ânda,
hem keşf‑i evliyâda, hem sâdık rüyalarda ümmetine görünür, hem haşirde umumla şefâatle görüşür.
Velîlerin ebdâli, çok yerlerde bir ânda zuhûr eder, görünür.