Siyaset, Efkârın Âleminde Bir Şeytandır; İstiâze Edilmeli!
Siyaset‑i medenî, ekserin rahatına fedâ eder ekalli. Belki ekall-i zâlim, kendine kurban eder ekserîn-i avâmı.
Adâlet‑i Kur'ânî; tek masûmun hayatı, kanı heder göremez, onu fedâ edemez, değil ekseriyete, hattâ nev'in umumu…
Âyet‑i مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ iki sırr‑ı azîmi vaz'ediyor nazara. Biri, mahz-ı adâlet; bu düstur-u azîmi
ki ferd ile cemâat, şahıs ile nev'‑i beşer, kudret nasıl bir görür; adâlet-i İlâhî ikisine bir bakar, bir sünnet-i dâimî.
974
Şahs‑ı vâhid, hakkını kendi fedâ ediyor. Lâkin fedâ edilmez, hattâ umum insana. Onun ibtal-i hakkı, hem irâka-i dem’i,
hem zevâl‑i ismeti; ibtal-i hakk-ı nev'in, hem ismet-i beşerin mislidir, hem nazîri. İkinci sırrı budur: Hodgâmî bir âdemî,
hırs ve heves yolunda bir masûmu öldürse, eğer elinden gelse, hevesine mâni ise harâb eder dünyayı, imha eder benî Âdem’i.