Fıtratın Şehâdeti Sâdıkadır

Fıtratta yalan yoktur; ne dediyse doğrudur. Çekirdeğin lisânı,
meyl‑i nümûvv der: “Ben, sünbüllenip meyvedâr‥” Doğru çıkar beyânı.
Yumurtanın içinde, derin derin söyler hayatın meyelânı
Ki: “Ben piliç olurum, İzn‑i İlâhî ola.” Sâdık olur lisânı.
Bir avuç su, bir demir gülle içinde eğer niyet etse incimâd, bürûdetin zamanı…
İçindeki inbisat meyli der: “Genişlen, bana lâzım fazla yer.” Bir emr‑i bî-emânî.
Metîn demir çalışır, onu yalan çıkarmaz. Belki onda doğruluk, hem de sıdk‑ı cenânî,
o demiri parçalar. Şu meyelânlar bütün birer emr‑i tekvînî, birer hükm-ü Yezdânî.
Birer fıtrî şerîat, birer cilve‑i irâde. İrâde-i İlâhî, idare-i ekvânî.
Emirleri şunlardır: Birer birer meyelân, birer birer imtisal, evâmir‑i Rabbânî.
Vicdândaki tecellî aynen böyle cilvedir; ki incizab ü cezbe iki musaffâ canı.
İki mücellâ camdır, akseder içinde Cemâl‑i Lâyezâlî, hem de nur-u îmânî.