İsrâf Sefâhetin, Sefâhet Sefâletin Kapısıdır

Ey müsrifli kardeşim! Teğaddî noktasında bir iken iki lokma; bir lokma bir kuruşa, bir lokma on kuruşa.
Hem ağıza girmeden, hem boğazdan geçtikten, müsâvî bir olurlar. Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî‑hûşe verir nûşe.
Zevkî bir fark bulunur, dâim onu aldatır. O kuvve‑i zâika; bedene, hem mideye kapıcı, müfettişe.
Onun te'siri menfî, müsbet değil. Vazife yalnız kapıcıyı taltif ve memnun etmek! Nûş verirsin o bî‑hûşe.
Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytânî‑pîşe.
İsrâfın en sefîhi, tebzîrin en sakîmi, bir tarzdır bir çeşidi; heves etme bu işe…