Cebr ve İ'tizâl’de Birer Dâne‑i Hakikat Bulunur
Ey tâlib‑i hakikat! Mâziye, hem musîbet; müstakbel ve ma'siyet, ayrı görür şerîat. Mâziye, mesâibe, nazar olur kadere,
söz olur Cebrîye. Müstakbel ve maâsî, nazar olur teklife, söz olur İ'tizâle. İ'tizâl ile Cebr
şurada barışırlar. Şu bâtıl mezheblerde birer dâne‑i hakikat mevcûd, mündericdir; mahsûs mahalli vardır, bâtıl olan ta'mîmdir.