1010
Anglikan Kilisesi’ne Cevab
Bir zaman bî‑emân İslâm’ın düşmanı, siyâsî bir dessâs, yüksekte kendini göstermek isteyen vesvâs bir papaz, desîse niyetiyle, hem inkâr sûretinde,
hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman‑ı elîmde, pek şemâtetkârâne bir istifhâm ile dört şey sordu bizden.
Altıyüz kelime istedi. Şemâtetine karşı yüzüne “tuh!” demek, desîsesine karşı küsmekle sükût etmek, inkârına karşı da
tokmak gibi bir cevab‑ı müskit vermek lâzımdı. Onu muhâtab etmem. Bir hak-perest adama böyle cevabımız var. O dedi birincide:
“Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) dini nedir?” Dedim: “İşte Kur'ân’dır. Erkân‑ı sitte-i îmân, erkân-ı hamse-i İslâm, esâs maksad-ı Kur'ân.” Der ikincisinde:
“Fikir ve hayata ne vermiş?” Dedim: “Fikre tevhid, hayata istikamet.” Buna dair şâhidim: فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَقُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌDer üçüncüsünde:
“Mezâhim‑i hâzıra nasıl tedâvi eder?” Derim: “Hurmet‑i ribâ, hem vücûb-u zekâtla.” Buna dair şâhidim: يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا ’da.وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواوَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ Der dördüncüsünde:
“İhtilâl‑i beşere ne nazarla bakıyor?” Derim: “Sa'y, asıl esâstır. Servet‑i insaniye zâlimlerde toplanmaz, saklanmaz ellerinde.”
Buna dair şâhidim: لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىوَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ