904

Onüçüncü Pencere

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ sırrınca, herşey lisân‑ı mahsûsu ile Hàlık’ını yâdeder, takdis eder. Evet bütün mevcûdâtın lisân-ı hâl ve kàl ile ettiği tesbihât, bir tek Zât-ı Mukaddes’in vücûdunu gösteriyor. Evet fıtratın şehâdeti reddedilmez. Delâlet-i hâl ise, hususan çok cihetlerle gelse, şübhe getirmez.
Bak hadsiz fıtrî şehâdeti tazammun eden ve nihâyetsiz tarzlarda lisân‑ı hâl ile delâlet eden ve mütedâhil dâireler gibi bir tek merkeze bakan şu mevcûdâtın muntazam sûretleri, herbiri birer dildir. Ve mevzûn hey'etleri, herbiri birer lisân-ı şehâdettir. Ve mükemmel hayatları, herbiri birer lisân-ı tesbihtir ki; – “Yirmidördüncü Söz”de kat'î isbât edildiği gibi – o bütün diller ile pek zâhir bir sûrette tesbihâtları ve tahiyyâtları ve bir tek mukaddes Zât’a şehâdetleri, ziyâ güneşi gösterdiği gibi, bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücûd’u gösterir. Ve kemâl-i Ulûhiyet’ine delâlet eder.