940

İhtar

Şu otuzüç pencereli olan “Otuzüçüncü Mektûb”, îmânı olmayanı inşâallâh îmâna getirir. Îmânı zaîf olanın îmânını kuvvetleştirir. Îmânı kavî ve taklidî olanın îmânını tahkîkî yapar. Îmânı tahkîkî olanın îmânını genişlendirir. Îmânı geniş olana bütün kemâlât‑ı hakîkiyenin medârı ve esâsı olan “Mârifetullâh”ta terakkiyât verir; daha nurânî, daha parlak manzaraları açar.
İşte bunun için, “Bir pencere bana kâfî geldi, yeter.” diyemezsin. Çünkü; senin aklına kanâat geldi, hissesini aldı ise; kalbin de hissesini ister. Rûhun da hissesini ister. Hattâ hayâl de o nurdan hissesini isteyecek. Binâenaleyh herbir pencerenin ayrı ayrı fâideleri vardır.
Mi'râc Risalesi’nde asıl muhâtab, mü'min idi; mülhid ikinci derecede istimâ' makamında idi. Şu risalede ise; muhâtab, münkirdir; istimâ' makamlarında mü'mindir. Bunu düşünüp öylece bakmalı.
Fakat maatteessüf mühim bir sebebe binâen şu mektûb gayet sür'atle yazıldığından ve hattâ müsvedde hâlinde kaldığından, elbette bana ait olan tarz‑ı ifâdede müşevveşiyet ve kusurlar olacaktır. Nazar-ı müsâmaha ile bakmalarını ve ellerinden gelirse ıslahlarını ve mağfiret ile bana duâ eylemelerini ihvânlarımdan isterim…
وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى ❋ وَالْمَلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهَوٰى
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اٰم۪ينَ