Dördüncüsü
Nasıl ki bir cisimde, neşv ü nemâ için tevessü' meyli bulunur. O meyl‑i tevessü' ise – çünkü dâhildendir – vücûd ve cisim için bir tekemmüldür. Fakat, eğer hariçte tevsî' için bir meyil ise; o, vücûdun cildini yırtmaktır, tahrib etmektir; tevsî' değildir. Öyle de; İslâmiyet’in dâiresine selef-i sâlihîn gibi takvâ-yı kâmile kapısıyla ve zarûriyât-ı diniyenin imtisali tarîkiyle dâhil olanlarda meylü't-tevessü' ve irâde-i ictihâd bulunsa, o, kemâldir ve tekemmüldür. Yoksa zarûriyâtı terkeden ve hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye tercih eden ve felsefe-i maddiye ile âlûde olanlardan olan o meylü't-tevsî' ve irâde-i ictihâd, vücûd-u İslâmiye’yi tahrib ve boynundaki şer'î zincirini çıkarmağa vesiledir.