Altıncısı

Selef‑i sâlihînin müçtehidîn-i izâmı, asr-ı nur ve asr-ı hakikat olan asr-ı sahâbeye yakın olduklarından, sâfî bir nur alıp hàlis bir ictihâd edebilirler. Şu zamanın ehl-i ictihâdı ise, o kadar perdeler arkasında ve uzak bir mesâfede hakikat kitabına bakar ki, en vâzıh bir harfini de zor ile görebilirler.
Eğer Desen: “Sahâbeler de insandırlar, hatâdan, hilâftan hàlî olmazlar. Hâlbuki, ictihâdatın ve ahkâm‑ı Şerîatın medârı, sahâbelerin adâleti ve sıdkıdır ki, hattâ ümmet “Sahâbeler umumen âdildirler, doğru söylerler.” diye ittifak etmişler?”
652
Elcevab: Evet, sahâbeler ekseriyet‑i mutlaka itibariyle hakka âşık, sıdka müştâk, adâlete hâhişgerdirler. Çünkü; yalanın ve kizbin çirkinliği, bütün çirkinliğiyle ve sıdkın ve doğruluğun güzelliği, bütün güzelliğiyle o asırda öyle bir tarzda gösterilmiş ki, ortalarındaki mesâfe, Arş’tan ferşe kadar açılmış. Esfel-i sâfilîndeki Müseylime-i Kezzâb’ın derekesinden a'lâ-yı illiyînde olan Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın derece-i sıdkı kadar bir ayrılık görülmüştür.
Evet, Müseylime’yi esfel‑i sâfilîne düşüren kizb olduğu gibi, Muhammedü'l-Emîn Aleyhissalâtü Vesselâm’ı a'lâ-yı illiyîne çıkaran sıdktır ve doğruluktur.
İşte, hissiyat‑ı ulviyeyi taşıyan ve mehâsin-i ahlâkıyeye perestiş eden ve Şems-i Nübüvvet’in ziyâ-yı sohbetiyle nurlanan sahâbeler, o derece çirkin ve sukùta sebeb ve Müseylime’nin maskara-âlûd müzahrefât dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak ve küfürden çekindikleri gibi, küfrün arkadaşı olan kizbden çekinmeleri ve o derece güzel ve medâr-ı fahr ve mübâhât ve mi'râc-ı suûd ve terakkî ve Fahr-i Risalet’in hazine-i àliyesinden en revâclı bulunan ve şa'şaa-i cemâliyle, ictimâât-ı insaniyeyi nurlandıran sıdka ve doğruluğa ve hakka – ve bilhassa ahkâm-ı şer'iye rivâyetinde ve tebliğinde – elbette ellerinden geldiği kadar tâlib ve muvâfık ve âşık olmaları kat'îdir, zarûrîdir, şüphesizdir.
Hâlbuki şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesâfe o kadar kısalmış ki, âdeta omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana (geçmek) pek kolay gidiliyor. Hattâ siyaset propagandası vâsıtasıyla yalancılık, doğruluğa tercih ediliyor. İşte, en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiatla satılsa; elbette pek àlî olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası o dükkâncının mârifetine ve sözüne i'timâd edip, körü körüne alınmaz.