301
Bundan yirmibeş sene kadar evvel, İstanbul Boğazı’ndaki Yûşâ Tepesi’nde, dünyanın terkine karar verdiğim bir zamanda, bir kısım mühim dostlarım beni dünyaya, eski vaziyetime döndürmek için yanıma geldiler. Dedim: “Yarına kadar beni bırakınız, istihare edeyim.” Sabahleyin kalbime bu iki levha hutûr etti. Şiire benzer, fakat şiir değiller. O mübârek hâtıranın hatırı için ilişmedim. Geldiği gibi muhâfaza edildi. Yirmiüçüncü Söz’ün âhirine ilhâk edilmişti. Makam münâsebetiyle buraya alındı.

Birinci Levha

Ehl‑i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır.
Beni dünyaya çağırmaOna geldim fenâ gördüm.
Demâ gaflet hicâb olduVe Nur‑u Hak nihân gördüm.
Bütün eşya u mevcûdâtBirer fânî muzır gördüm.
Vücûd desen onu giydimÂh! Ademdi çok belâ gördüm.
Hayat desen onu tattımAzâb‑ender azâb gördüm.
Akıl, ayn‑ı ikàb olduBekàyı bir belâ gördüm.
Ömür, ayn‑ı hevâ olduKemâl ayn‑ı hebâ gördüm.
Amel, ayn‑ı riyâ olduEmel ayn‑ı elem gördüm.
Visâl, nefs‑i zevâl olduDevâyı ayn‑ı dâ' gördüm.
Bu envâr, zulümât olduBu ahbabı yetîm gördüm.
Bu savtlar, na'y‑i mevt olduBu ahyâyı mevât gördüm
Ulûm, evhâma kalbolduHikemde bin sakam gördüm.
Lezzet, ayn‑ı elem olduVücûdda bin adem gördüm.
Habîb desen onu buldumÂh! Firâkta çok elem gördüm.
302

İkinci Levha

Ehl‑i hidayet ve huzurun hakikat-i dünyalarına işâret eder levhadır.
Demâ gaflet zevâl bulduVe Nur‑u Hak ayân gördüm.
Vücûd, bürhân‑ı Zât olduHayat, mir'ât‑ı Hak’tır gör.
Akıl, miftâh‑ı kenz olduFenâ, bâb‑ı bekàdır gör.
Kemâlin lem'ası söndüFakat, Şems‑i Cemâl var gör.
Zevâl, ayn‑ı visâl olduElem, ayn‑ı lezzettir gör.
Ömür, nefs‑i amel olduEbed, ayn‑ı ömürdür gör.
Zalâm, zarf‑ı ziyâ olduBu mevtte hak hayat var gör.
Bütün eşya, enîs olduBütün asvât, zikirdir gör.
Bütün zerrât‑ı mevcûdâtBirer zâkir, müsebbih gör.
Fakrı, kenz‑i gınâ buldumAczde tam kuvvet var gör.
Eğer Allah’ı buldunsaBütün eşya senindir gör.
Eğer Mâlik‑i Mülk’e memlûk isenO’nun mülkü senindir gör.
Eğer hodbîn ve kendi nefsine mâlik isenBilâ‑addin belâdır gör.
Bilâ‑haddin azâbdır tat.Bilâ‑gayet ağırdır gör.
Eğer hakîki abd‑i hudâbîn isenHududsuz bir safâdır gör.
Hesabsız bir sevâb var tat.Nihâyetsiz saâdet gör…