Mukaddime

“Üç Cüz'”dür.

Birinci Cüz'

Kur'ân Nedir? Ta'rifi Nasıldır?
Elcevab: (Ondokuzuncu Söz’de beyân edildiği ve sâir Söz’lerde isbât edildiği gibi) Kur'ân;
Şu kitab‑ı kebîr-i kâinâtın bir tercüme-i ezeliyesi…
Ve âyât‑ı tekvîniyeyi okuyan mütenevvi' dillerinin tercümân-ı ebedîsi…
Ve şu âlem‑i gayb ve şehâdet kitabının müfessiri…
Ve zeminde ve gökte gizli Esmâ‑i İlâhiye’nin manevî hazinelerinin keşşâfı…
Ve sutûr‑u hâdisâtın altında muzmer hakàikın miftâhı…
491
Ve âlem‑i şehâdette âlem-i gaybın lisânı…
Ve şu âlem‑i şehâdet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatât-ı ebediye-i Rahmâniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhâniye’nin hazinesi…
Ve şu İslâmiyet âlem‑i manevîsinin güneşi, temeli, hendesesi…
Ve avâlim‑i Uhreviye’nin mukaddes haritası…
Ve zât ve sıfât ve esmâ ve şuûn‑u İlâhiye’nin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhân-ı kàtı'ı, tercümân-ı sâtı'ı…
Ve şu âlem‑i insaniyetin mürebbîsi…
Ve insaniyet‑i kübrâ olan İslâmiyet’in mâ ve ziyâsı…
Ve nev'‑i beşerin hikmet-i hakîkiyesi…
Ve insaniyeti saâdete sevkeden hakîki mürşidi ve hâdîsi…
Ve insana:
hem bir kitab‑ı şerîat,
Hem bir kitab‑ı duâ,
Hem bir kitab‑ı hikmet,
Hem bir kitab‑ı ubûdiyet,
Hem bir kitab‑ı emir ve dâvet,
Hem bir kitab‑ı zikir,
Hem bir kitab‑ı fikir
Hem bütün insanın bütün hâcât‑ı maneviyesine merci' olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi' bir kitab‑ı mukaddes’tir.
Hem bütün evliyâ ve sıddıkîn ve urefa ve muhakkìkînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvâfık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhâne hükmünde bir kitab‑ı semâvîdir.
492

İkinci Cüz' ve Tetimme‑i Ta'rif

Kur'ân, Arş‑ı A'zamdan, İsm-i A'zamdan, her ismin mertebe-i a'zamından geldiği için, “Onikinci Söz”de beyân ve isbât edildiği gibi;
Kur'ân; bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah’ın kelâmıdır.
Hem bütün mevcûdâtın İlâh’ı ünvânıyla Allah’ın fermânıdır.
Hem bütün semâvât ve arzın Hàlık’ı nâmına bir hitâbdır.
Hem Rubûbiyet‑i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir.
Hem saltanat‑ı âmme-i Sübhâniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir.
Hem Rahmet‑i vâsia-i muhîta nokta-i nazarında bir defter-i iltifatât-ı Rahmâniye’dir.
Hem Ulûhiyet’in azamet‑i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazen şifre bulunan bir muhâbere mecmuasıdır.
Hem İsm‑i A'zamın muhîtinden nüzûl ile Arş-ı A'zamın bütün muhâtına bakan ve teftiş eden hikmet-feşân bir kitab‑ı mukaddes’tir.
Ve şu sırdandır ki; “Kelâmullâh” ünvânı, kemâl‑i liyâkatle Kur'ân’a verilmiş ve dâima da veriliyor. Kur'ân’dan sonra, sâir enbiyânın kütüb ve suhufları derecesi gelir. Sâir nihâyetsiz Kelimât-ı İlâhiye’nin ise; bir kısmı dahi hàs bir itibarla, cüz'î bir ünvân ile, hususî bir tecellî ile, cüz'î bir isim ile ve hàs bir Rubûbiyet ile ve mahsûs bir saltanat ile ve hususî bir Rahmet ile zâhir olan ilhâmât sûretinde bir mükâlemedir. Melek ve beşer ve hayvanatın ilhâmları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.
493

Üçüncü Cüz'

Kur'ân; asırları muhtelif bütün enbiyânın kütüblerini ve meşrebleri muhtelif bütün evliyânın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün asfiyânın eserlerini icmâlen tazammun eden; ve cihât‑ı sittesi parlak ve evhâm ve şübehâtın zulümâtından musaffâ; ve nokta-i istinâdı, bilyakìn vahy-i semâvî ve kelâm-ı ezelî; ve hedefi ve gayesi bilmüşâhede saâdet-i ebediye; içi, bilbedâhe hàlis hidayet; üstü, bizzarûre envâr-ı îmân; altı, biilme'l-yakìn delil ve bürhân; sağı, bittecrübe teslîm-i kalb ve vicdân; solu, biayne'l-yakìn teshìr-i akıl ve iz'ân; meyvesi, bihakka'l-yakìn Rahmet-i Rahmân ve dâr-ı cinân; makamı ve revâcı, bilhadsi's-sâdık makbûl-ü melek ve ins ü cânn bir kitab-ı semâvîdir.
Kur'ân’ın ta'rifine dair üç cüz'ündeki sıfatların herbiri başka yerlerde kat'î isbât edilmiş veya isbât edilecektir. Da'vâmız mücerred değil, herbirisi bürhân‑ı kat'î ile müberhendir.