İhtar

Şu Söz’ün başında Beş Şu'le’yi yazmak niyet ettik. Fakat Birinci Şu'le’nin âhirlerinde eski hurûfâtla tab'etmek için gayet sür'atle yazmağa mecbur olduk. Hattâ bazı gün yirmi‑otuz sahifeyi iki-üç saat içinde yazıyorduk. Onun için üç şu'leyi ihtisaren, icmâlen yazarak iki şu'leyi de şimdilik terkettik. Bana ait kusurlar ve noksaniyetler ve işkâl ve hatâlara nazar-ı insaf ve müsâmaha ile bakmalarını ihvânlarımızdan bekleriz.
Bu Mu'cizât‑ı Kur'âniye Risalesi’ndeki ekser âyetlerin herbiri, ya mülhidler tarafından medâr-ı tenkid olmuş veya ehl-i fen tarafından i'tirâza uğramış veya cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şübhelerine ma'rûz olmuş âyetlerdir.
İşte bu “Yirmibeşinci Söz” öyle bir tarzda o âyetlerin hakikatlerini ve nüktelerini beyân etmiş ki, ehl‑i ilhâd ve fennin kusur zannettikleri noktalar, i'câzın lemeâtı ve belâğat-ı Kur'âniye’nin kemâlâtının menşe'leri olduğu, ilmî kaideleriyle isbât edilmiş. Bulantı vermemek için onların şübheleri zikredilmeden cevab-ı kat'î verilmiş. وَالشَّمْسُ تَجْر۪يوَالْجِبَالَ اَوْتَادًا gibi… Yalnız Yirminci Söz’ün Birinci Makamı’nda üç‑dört âyette şübheleri söylenmiş.
489
Hem bu “Mu'cizât‑ı Kur'âniye Risalesi” gerçi gayet muhtasar ve acele yazılmış ise de, fakat ilm‑i belâğat ve Ulûm-u Arabiye noktasında âlimlere hayret verecek derecede âlimâne ve derin ve kuvvetli bir tarzda beyân edilmiş. Gerçi her bahsini her ehl-i dikkat tam anlamaz, istifade etmez. Fakat o bahçede herkesin ehemmiyetli hissesi var. Pek acele ve müşevveş hâletler içinde te'lif edildiğinden ifâde ve ibaresinde kusur var olmasıyla beraber, ilim noktasında çok ehemmiyetli mes'elelerin hakikatini beyân etmiş.
Said Nursî
490

Mu'cizât‑ı Kur'âniye Risalesi

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا
Mahzen‑i mu'cizât ve mu'cize-i kübrâ-yı Ahmediye (A.S.M.) olan Kur'ân-ı Hakîm-i Mu'cizü'l-Beyân’ın hadsiz vücûh-u i'câzından kırka yakın vücûh-u i'câziyeyi Arabî risalelerimde ve Arabî Risaletü'n-Nurda ve “İşârâtü'l-İ'câz” nâmındaki tefsirimde ve geçen şu yirmidört Söz’lerde işâretler etmişiz. Şimdi onlardan yalnız beş vechini bir derece beyân ve sâir vücûhu içlerinde icmâlen dercederek ve bir mukaddime ile onun ta'rif ve mâhiyetine işâret edeceğiz.