İkinci Basamak
Zemin ile gökler, bir hükûmetin iki memleketi gibi birbirine alâkadardırlar. Ortalarında ehemmiyetli irtibat ve mühim muâmeleler vardır. Zemine lâzım olan ziyâ, harâret ve bereket ve rahmet gibi şeyler semâdan geliyor, yani gönderiliyor. Vahye istinâd eden bütün edyân‑ı semâviyenin icmâı ile ve şühûda istinâd eden bütün ehl-i keşfin tevâtürüyle, melâike ve ervâh semâdan zemine geliyorlar.
250
Bundan, hisse karîb bir hads‑i kat'î ile bilinir ki; sekene-i arz için, semâya çıkmak için bir yol vardır. Evet, nasıl herkesin akıl ve hayâl ve nazarı her vakit semâya gider; öyle de, ağırlıklarını bırakan ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ veya cesedlerini çıkaran ervâh-ı emvât, İzn-i İlâhî ile oraya giderler. Mâdem hìffet ve letâfet bulanlar oraya giderler; elbette cesed-i misâlî giyen ve ervâh gibi hafif ve latîf bir kısım sekene-i arz ve hava, semâya gidebilirler.