677

Cennet Sözüne Küçük Bir Zeyl

Cehennem’e Dairdir
İkinci ve Sekizinci Söz’lerde isbât edildiği gibi îmân, manevî bir Cennet’in çekirdeğini taşıyor. Küfür dahi, manevî bir Cehennem’in tohumunu saklıyor. Nasıl ki küfür, Cehennem’in bir çekirdeğidir; öyle de, Cehennem onun bir meyvesidir. Nasıl küfür, Cehennem’e duhûlüne sebebdir; öyle de, Cehennem’in vücûduna ve icâdına dahi sebebdir. Zîra küçük bir hâkimin küçük bir izzeti, küçük bir gayreti, küçük bir celâli bulunsa, bir edebsiz ona serkeşâne dese: “Beni te'dib etmezsin ve edemezsin!” Herhalde, o yerde hapishâne yoksa da, tek o edebsiz için bir hapishâne teşkil edecek, onu içine atacaktır.
Hâlbuki kâfir, Cehennem’i inkâr ile, nihâyetsiz izzet ve gayret ve celâl sâhibi ve gayet büyük ve nihâyetsiz Kadîr bir Zâtı tekzîb ve isnâd‑ı acz ediyor, yalancılıkla ve acz ile ittiham ediyor, izzetine şiddetle dokunuyor, gayretine dehşetli dokunduruyor, celâline âsiyâne ilişiyor. Elbette, farz-ı muhâl olarak, Cehennem’in hiçbir sebeb-i vücûdu bulunmazsa da şu derece tekzîb ve isnâd-ı aczi tazammun eden küfür için bir Cehennem halkedilecek, o kâfir içine atılacaktır.
رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ