207
Gençlik Rehberi’nden
Birden İhtar Edilen Bir Mes'ele‑i Mühimme
Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan, tâife‑i nisâiye ve onların fitnesi olduğu, hadîsin rivâyetlerinden anlaşılıyor. Evet, nasıl ki tarihlerde, eski zamanlarda “Amazonlar” nâmında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir tâife-i askeriye olarak hàrika harbler yaptıkları naklediliyor. Aynen öyle de:
Bu zamanda zındıka dalâleti, İslâmiyet’e karşı muhârebesinde, nefs‑i emmârenin plânıyla, şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; yarım çıplak hanımlardır ki; açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i îmâna taarruz edip, saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamağa, fuhuşhâne yolunu genişlettirmeğe çalışarak, çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve rûhlarını kebâir ile yaralıyorlar. Belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar. Birkaç sene nâmahrem hevesâtına göstermenin tam cezası olarak; o bıçaklı bacaklar Cehennem’in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada emniyet ve sadâkati kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münâsib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına belâ bulur. Hattâ bu hâlin neticesi olarak, o Âhirzamanda, bazı yerlerde nikâha rağbetsizlik ve riâyetsizlik yüzünden, kırk kadına bir erkek nezâret edecek derecede ehemmiyetsiz, sâhibsiz, kıymetsiz bir sûrete gireceği, hadîsin rivâyetinden anlaşılıyor.
Mâdem hakikat budur. Ve mâdem her güzel, güzelliğini sever ve elinden geldiği kadar muhâfaza etmek ister ve bozulmasını istemez. Ve mâdem güzellik bir ni'mettir. Ni'mete şükredilse ma'nen ziyâdeleşir. Şükredilmezse değişir, çirkinleşir. Elbette aklı varsa, hüsün ve cemâlini; günahları kazanmak ve kazandırmak ve çirkin ve zehirli yapmak ve o ni'meti, küfran ile medâr‑ı azâb bir sûrete çevirmekten, bütün kuvvetiyle kaçacak. Ve o fânî, beş on senelik cemâli bâkîleştirmek için, meşrû bir tarzda isti'mâl ile o ni'mete şükredecek. Yoksa ihtiyarlıkta, uzun zaman istiskàle ma'rûz kalıp, me'yûsâne ağlayacak.
208
Eğer terbiye‑i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur'âniye zînetiyle o cemâl güzelleştirilse; o fânî hüsün, ma'nen bâkî kalacağı ve Cennet’te hûrilerin cemâlinden daha şirin ve daha parlak bir tarzda kendine verileceği, hadîste kat'iyyetle sâbittir. Eğer o güzelin zerre mikdar aklı varsa, bu güzel ve parlak ve ebedî neticeyi elinden kaçırmayacak…