22

Birincisi

Dördüncü Söz’de izâhı bulunan, her gün yirmidört saat sermâye‑i hayatı, Hàlık’ımız bize ihsân ediyor; tâ ki, iki hayatımıza lâzım şeyler o sermâye ile alınsın.
Biz kısacık hayat‑ı dünyeviyeye yirmiüç saati sarfedip, beş farz namaza kâfî gelen bir saati, pek çok uzun olan hayat-ı uhreviyemize sarfetmezsek; ne kadar hilâf-ı akıl bir hatâ ve o hatânın cezası olarak hem kalbî, hem rûhî sıkıntıları çekmek ve o sıkıntılar yüzünden ahlâkını bozmak ve me'yûsâne hayatını geçirmek sebebiyle, değil terbiye almak, belki terbiyenin aksine gitmekle ne derece hasâret ederiz, kıyâs edilsin.
Eğer, bir saati beş farz namaza sarfetsek; o hâlde hapis ve musîbet müddetinin herbir saati, bazen bir gün ibâdet ve fânî bir saati, bâkî saatler hükmüne geçebilmesi ve kalbî ve rûhî me'yûsiyet ve sıkıntıların kısmen zevâl bulması ve hapse sebebiyet veren hatâlara keffâreten affettirmesi ve hapsin hikmeti olan terbiyeyi alması ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş‑sohbet olduğu düşünülsün…
Dördüncü Söz’de denildiği gibi; bin lira ikramiye kazancı için, bin adam iştirâk etmiş bir piyango kumarına yirmidört lirasından beş‑on lirayı veren ve yirmidörtten birisini ebedî bir mücevherât hazinesinin biletine vermeyen – Hâlbuki dünyevî piyangoda o bin lirayı kazanmak ihtimali binden birdir, çünkü bin hissedar daha var.
Ve uhrevî mukadderât‑ı beşer piyangosunda, hüsn-ü hâtimeye mazhar ehl-i îmân için kazanç ihtimali binden dokuzyüz doksandokuz olduğuna yüzyirmidört bin Enbiyânın ona dair ihbarını keşf ile tasdik eden evliyâdan ve asfiyâdan hadd ü hesaba gelmez sâdık muhbirler haber verdikleri hâlde, evvelki piyangoya koşmak, ikincisinden kaçmak; ne derece maslahata muhâlif düşer mukayese edilsin.
23
Bu mes'elede hapishâne müdürleri ve ser‑gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri ve âsâyiş muhâfızları Risale-i Nurun bu dersinden memnun olmaları gerektir. Çünkü bin mütedeyyin ve Cehennem hapsini her vakit tahattur eden adamların idare ve inzibatı, on namazsız ve i'tikàdsız, yalnız dünyevî hapsi düşünen ve haram-helâl bilmeyen ve kısmen serseriliğe alışan adamlardan daha kolay olduğu çok tecrübelerle görülmüş.